Çok heyecanlı veya sinirlisin zihninde dolaşan şeyleri bir an önce arkadaşlarınla ve çevrenle paylaşmalısın. Üstelik elinin altında internet diye harika bir nimet var. Herkes bilmeli diye düşünüyorsun. Ama bir dakika ya bazı kişilerin bilmemeleri gerekiyorsa? 3 kez derin nefes al ver ve ardından mantıklı bir şekilde düşünmeye çalış.

Teknolojik gelişmeler özellikle sosyal ağların bu kadar gelişmesi şüphesiz iyi bir şey. Yalnız yeri gelince iyi olduğu kadar kötü de olabiliyor. İnternete girdiğin saniyeye küfür ettirebilecek kadar kötü hem de. Ufak bir sinir veya heyecan saniyesinin ürünü olarak paylaşılan 3 – 5 ileti başını çok kötü yakabilir. Bundan dolayıdır ki her zaman 3 kez derin nefes alıp ardından yazılacak şeye karar vermek çoğu kez hayat kurtarır.

Ne Olacak ki?

Ben dahil birçok kişi eminim birilerini rahatsız edecek bir şeyler yazmadan önce “aman ne olacak ki” diye düşünüyordur. “Bir toplumun değerine dil uzatmak, başbakanı amaçsızca eleştirmek bana ne kaybettirebilir ki?” diye sakın düşünme. İnternete yazılan her kelime tahmin edilemeyecek yerlere kadar gidebiliyor, üstelik çoğu zaman telafisi imkansız sonuçlar doğurabiliyor.

Yakın zamanda önümüzde Barış Ünver’in yazdığı blog olan Beyn örneği var. Barış blogundaki her yazıda başbakanı ve iktidarı eleştirirdi. Ta ki başbakan kendisine hakaret davası açana kadar. Mahkemelere gitti, geldi. Süreçte epey bir yıprandı. Eminim ki Barış başına bunların geleceğini tahmin bile edemezdi. Geçen yerel seçimlerde sıradan bir sitemde bir partinin adayını eleştirmiştim. “Ne olacak ki” düşüncesinin ürünü bir yazıydı o da. Amacım bildiklerimi anlatmaktı. Sonra bir öğrendim ki o partinin taraftarları harıl harıl beni arıyor. Yakalasalar ağzımı burnumu kıracaklar. O partiye oy veren akrabalarımla aramın açılması da cabası. Yine aynı dönemlerde bir ay bursumu geciktiren bir şirket hakkında eleştiri yazısı yazmıştım. Çünkü benim bursum gecikirken ailesi zengin olan birinin bursu tam zamanında yatmıştı. Ben de yediremedim ve yazımı yazdım. Sonuç mu? Bir daha o şirketten burs alamadım.

Ha şöyle de bir durum var, ben kimseden korkmam, lafımı esirgemem, çat diye söylerim. Kaybedecek bir şeyim de yok diyorsan o zaman internet senin için biçilmiş kaftan. Yalnız kendim de dahil daha böylesine rastlamadım (külhanbeyi laflarına gerek yok, neysek oyuz). Herkesin şu dünyada kaybedecek bir şeyleri mutlaka vardır.

Son olarak yazıyı çok da uzatmadan: tecrübeyle sabittir ki internette verdiğin her tepki inanılmayacak yerlere gidebiliyor. Bir anın heyecanıyla tedavisi zor hastalıklara bulaşma ve yazmadan önce 3 kez derin nefes al.