Bazı dostlar vazgeçilmez aşklar gibidir
Aşık olursun ama hep yanı başında onu ararsın
İçersin ama yanında o olsun istersin
Her ağlayışında bir damla göz yaşı da o olsun istersin

Bazı dostlar zamansız ayrılıklar gibidir
Kadere küfredersin tanıştırdığı için
Bir yandan da en büyük şükranlarını sunarsın tanrıya
O dostsuz olmazdı bilirsin

Bazı dostlar sigara gibidir
Yeter ulan sağlığıma zararlı dersin
Dersin ama elin hala ondadır
Kızıyordur sana ama seviyorsundur onun asabiyetini

Bana da bir masal anlat, benim masalım diğerlerinden farklı olsun. Anlatırken elimi falan tutmana gerek yok hoşlanmam da zaten öyle şeylerden. Öyle bir masal anlat ki her kelimesinde farklı bir alemi arşınlayayım, bu masal cinlerle tanıştırmasın beni; kurdu kuşu da boşversin masal. Ne yapacağız zaten. İçinde hayal kırıklıkları olmasın yeter. Bana öyle bir masal anlat ki insanlar içine içine ağlamasın o masalda. Yalan gülücüklerin ardından göz yaşları ağulamasın biçare hayalleri. Bana masal anlat; hayal katili realizm o masalda yer bulamamış olsun, varsın eski aşkım da sevdiğiyle kavuşmuş olsun.

Görenler hiç üzülmediğimi de sanacaklardır elbet. Her zaman gülmeyi de başarmışımdır. Kendi gerçekliğimde öz masalımı yaşamak istedim. Farklı bir masal… Her hayat bir masaldır zırvasına girmek sanırım klişenin kralını yapmak olacaktır. O olayda da haklısın, herkes kendi gerçekliğinde masalını yaratamaz. Yoksa olur muydu bu kadar giryan? Hangi masalın ağlayanı bu kadar çok? Yoksa ağlayan herkes kötü kalpli cadılar mı? Varsın iyi olsunlar ve masalsız yaşasınlar.

Bana bir masal anlat, benimkinden farklı olsun mümkünse. O masalda mutlular gerçekten mutlu, kötüler ise rol icabı kötü olsunlar. Masalda güler yüzlü çıkar cadıları da olmasın.

Feleğin ilk tokadını saymazsak ben hiç ağlamadım. Doğarken felek tokadı o kadar sağlam atmış olmalı ki ondan sonra yediklerim meze niyetine yaramış kanıma canıma. Aslında ben öyle zannetmişim. Üzülmüyorum, bak takmıyorum imajı vererek etrafımla birlikte hep kendime sahte bir dünya kurmuşum. Ondan mıdır durup dururken hüzünlenişlerim, kahkahadan hemen sonra dalışlarım?

Dürüst olayım mı? Ben hiç masal da dinlemedim. Masalın ne olduğunu da pek bilmem ya bildiğim orada iyiler hep kazanır, kotüler hep kaybeder. Hep kendi masalımı kurmaya çalıştım. Bir de bakmışım ki kendi masalım da masal vasfından oldukça uzakmış. Bu masalda hep kötüler kazanıyor, iyiler hep skorboardun düşük sayılı tarafında. Bu masalda kurt niyeyi yiyor, uyuyan güzel öpmeme rağmen bir türlü uyanmıyor.

Her zaman dile getirmişimdir “bazı insanlar hayata 1-0 galip başlar”. Bizim gibi olaya eksi handikapla başlayanlar hep kendi masal gerçekliğinin peşinde koşar. Mutsuz hayat arayıcıları gibi ota moka üzülmez, kederlerini show aracı olarak görmezler. Hep gülerler ve hiçbir şeyi takmıyormuş gibi görünürler. Birçok şeyi takmamayı da başarmışımdır mamafih bazı şeyler onulmaz bir yara gibi sol yanda taşınıyor. Hep bir özlem bulutu gözünün önünde dumanlanıyor.

Bir masal anlat içinde çocukluğum olmasın, öyle bir masal anlat ki içinde gençliğim de olmasın. Bu masal 24 yaşımdan başlasın, hani sen edebiyatçısın ya hani sen üstadsın ya o masalın içine kendini de koymayı unutmazsın değil mi?

Masallarının uzak olmaması dileğiyle…