Çıkmaz sokakların çıkacağı hayali alemlerin avcısıydık
Arka sokaklarda gezmemiz köpeklerle dost oluşumuzdan değil
Anka kuşunu bulma merakındandı
Her dağa Kaf’ı bulma merakıyla çıktık
Vücut aleminden efsaneler çıkma arayışında
Kısır döngülerin yetim evlatlarıydık
Kitaplar birer bilgi kaynağı değil
Düş gücünün bulunmaz nimetleriydi
Kalkıp gitme isteğimiz
Gidilecek yerin sıradanlığı
Kalma arzumuzu kırbaçladı
Velhasıl hayallerde yaşadık
Gerçekleri tanıdık.

5 veya 6 yaşlarındaydım. Benden yaşça büyük komşumuzun oğlu “hadi çarşıya gidelim, biraz gezeriz” teklifiyle kapımı çaldı. Hemen atladım teklife, çarşıya gitmek için ezberlediğim yola koyulurken yönünü değiştirdi. Diğer tarafta başka bir yol varmış. Tam anlamıyla akıl tutulması yaşadım, olamazdı, çarşıya oradan gidilemezdi. Orası amcamın yasakladığı kötü adamların olduğu mahalleye gidiyordu. Tam o ara aklıma annemin anlattığı dilenci hikayeleri geldi. Sanırım Kemal Abi yoldan çıkmıştı ve beni dilencilere verecekti. Kolumun ve bacağımın kırılacağı fikriyle içim ürperdi. Bari gözümü oymasalar diye için için Allah’a yalvarıyordum ki çarşıya geldiğimizi gördüm. İnanılmaz bir şekilde şaşırmıştım. Çarşıya farklı yollardan gidilebiliyordu. O an ilk dersimi almıştım.

–Hedefe ulaşmak için tek yol yoktur.

O yolu ara ara kullanmaya devam ettim ve bir süre sonra bir şeyin ayırdına vardım. Diğer kısa yolun aksine burada neredeyse hiç köpek yoktu. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla burayı kullanabilirdim artık. Uzun olmasına rağmen ondan sonra o yol vazgeçilmezim oldu. İşte o zaman bir ders daha çıkarmıştım.

–Hedefe giden en iyi yol en kısa olan değil, en güvenilir olandır.

Yıllar geçmiş, büyümüş, araba bile almıştım. Günün birinde arkadaşımla çarşıya giderken düştüğüm üçüncü çukurdan sonra müthiş bir serzenişle karşılaştım: “lan oğlum mal mısın? niye bizi bu yola soktun?” haklıydı, hiç gereği yokken çocukluğumun yoluna girmiştim ve yaya olarak gayet iyi kullanılabilen yol, arabalar için hiç de uygun değildi. O an çıkardığım dersler silsilesine bir yenisini daha kattım.

–Hedefe ulaşmak için seçeceğin yol elindeki araçlara uygun olmalı, tekneyle boğaz köprüsünden geçemezsin. Bir teknen varsa deniz yolunu kullanmalısın.

Çıkardığım dersten sonra uzun süredir kullanmadığım o yolu o an için niye tercih ettiğimi düşündüm hep. Aslında cevap basitti, maziye özlem ve eski günleri yâd etme isteği. Gel gör ki bu duygusallık yanlış yapmama neden olmuştu. İşte o zaman bir ders daha çıkardım.

–Eğer hedefe sağlıklı bir şekilde ulaşmak istiyorsan duygularını bir kenara bırakmalısın.

Bu kadar ders çıkardıktan sonra artık apartman yöneticisi olabilirim diye düşünüyordum ki kafama dank etti, ben müstakil bir evde oturuyordum yani bu durumda apartman yöneticisi olmam imkansız. Demek ki hedefe ulaşmadan önce varılmak istenen yerin gerçekçi ve ulaşılabilir olması gerekiyor.