Bayramların Eski Tadı Yok

7den 70e herkesin ortak klişesi, bayramların artık eskisi gibi değil… Tabi eskisi gibi olmayacak, her şeyin yaşayıp gelişip değiştiği gibi bayramlar da değişecektir. Bir başka mesele biz de değişiyoruz madem klişeyle başladık meşhur bir başka klişeyle devam edelim: “değişmeyen tek şey değişimin kendidir“.

7 yaşındaydım bayramları iple çekerdim, çok sık kırmızı etin mangalını yiyemezdik yesek bile tüm ailenin bir arada olduğu günlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez, hadi diyelim geçti ikinci elin parmaklarının toplamını geçmezdi. Bayram, tüm ailenin bir arada olması için amiyane tabirle on numara fırsattı. O zamanlar tüm ailenin bir arada olmasını aile bağları açısından inceleyecek zihinsel yapıda değildim takdir edersiniz ki. Yalnız herkesin bir arada olması demek bol bol harçlık demek, aynı zamanda bir gün dahi olsa bol bol espri ve kahkaha demekti. Her aileden bir Cem Yılmaz çıktığını düşünürsek herkes için bu böyleydi, en azından tüm çocuklar için.

Liseye gelince bayram hala beklenen bir şeydi, liseli ergen harçlığıyla yiyemediğimiz etleri kurbanda tıka basa yiyebiliyorduk. Hala harçlık alıyorduk, üstelik harçlığımız artık birkaç bozukluktan ibaret değildi, elimize dişe dokunur kağıt paralar geçiyordu. Yalnız sanki bayramların biraz tadı kaçmıştı, aile fertleri gözümüze kahraman gibi değil de biraz daha sıradan geliyordu. Üstelik arkadaşlarla takılmak varken burada sıkıcı bir ortamda bulunmak hiç de iç açıcı değildi. Neyse yine de harçlık ve et vardı.

Lise de geçti artık üniversiteliydik, bayramları yine bekliyorduk yalnız eskisi gibi heyecanlı değildi. 3 5 gün de üniversiteyi asıp bayram tatiliyle birleştirince ortaya neredeyse sömestr kadar bir tatil çıkıyordu ki üniversite öğrencisinin en çok isteyeceği şeylerden biridir bu. Üstelik harçlıklar da neredeyse bir öğrenci bursu kadar geliyordu. Yalnız artık cahil akrabalarla birlikte 2 saat bile oturmak pek tahammül edilemez bir hal alıyordu. 7 yaşındayken gülmekten gözümüzü yaşartan espriler artık bayalığın doruk noktasıydı bizim için. Üstüne üstlük bizim yaptığımız 100 üzerinden 100 alacak espiriler de onlar tarafından pek kabul görmüyordu. Bayramların eski tadı yoktu artık.

Her bayramda düşündük, eski tadı yoktu bayramların. Barış Manço’nun “bugün bayram erken kalkın çocuklar” şarkısını dinlerkenki halimizle şimdiki bayramlar bir miydi?

Asıl final işe başlayınca geldi. Kurban fiyatları indi mi çıktı mı? Kime ne kadar pay verilecek? Kime ziyarete gidilecek? Kim bize gelmemişti? Küsmemiz gereken akrabalar kimler? Kimlerle arayı yumuşatmalıyız? Oğlu / kızı gelecek vaad edenler kimler? Kime ne kadar harçlık vermeliyim? Kalan parayla ayı çıkarabilecek miyim? Devlet bayram ödeneği verse ne olurdu sanki? ler lar ler… Bir sürü sorun. Üstelik bir araya toplanan ve birçoğu birbirinden nefret eden ama bayramın hatırına yapmacık sevinçler gösteren onlarca akraba…

Bayramların tabi ki eski tadı kalmayacak. Değişiyoruz, topluma ayak uyduruyoruz. Yalnız bayramın çocuklar için her zaman tadı olacaktır. Yeni aldığı ayakkabısını giymek için heyecanından gece gözünü kırpmayan çocuklar için bayram hala en tatlı yanını koruyor…