Boşluk

Uçurum?
Umut?
Kaygı?
Aşk?
Ya da hiçbirisi bildiğin boşluk işte. Her gün yataktan amaçsız kalkışlar. “Ne yapacağım ki kalkıp yarım saat daha yatayım” diye diye yatakta akşam edişler.

Kitap okuyayım iki satır
–Oku oku nereye kadar okudun da ne oldu?

Bari tv izleyeyim
–Aptal kutusu, hep aynı şeyler, hep aynı yüzler

Bilgisayarı açayım işler bekliyor
–Ne işi senin işin ne? Yazılımcı mı olacaksın yoksa daha bir halt olmaya aday adayı değil misin?

Bir kedim bile yok anlıyor musun?
–Hayır anlamıyorum, sen kedileri sevmezsin ki zaten. Kız arkadaşın olsun mu?

Bunalımdayım
–Kim değil ki?

Arkadaşlar çağırıyor oraya gideyim iyi fikir nargile içeriz
–Her gün aynı şeyi yapmaktan sıkılmadın mı? Otur da tatsız hayaller kur, ya da siktir et hayalleri otur ve sıkıl.

Para?
Hayal?
Heves?

İşi yapmasam aç kalırım
–Açlıktan kim ölmüş, parası olduğu için acıkmayan kim ki?

Hayalsiz yaşayamıyorum
–Hangi Hayal komşu kızı mı?

Bildiğin boşluk bu mu? İç sesinin sana tekmeyi basışı mıdır? Boşluklar düşmek için midir? Düşüp ölmek için. Ya düşüp de içinde kalanlar? Kaç metredir bu boşluk, ne kadarlık bir ip gerekiyor? Çıkışı sağlayacak karabina nerede?

Yeter lan Olric misin sen?
–Hayır o kadar yalaka olamam ama sen Oğuz Atay özentisisin galiba…