Halil Cibran’dan Aforizmalar

Sonsuza dek yürüyeceğim bu kıyılarda,
Kum ve köpük arasında.
Gelgitler silecek ayak izlerimi
Ve rüzgar dağıtacak köpükleri.
Ama deniz ve kıyı kalacaklar sonsuza dek. (s.1)

Uyananlar, diyorlar ki bana:
“Sen ve içinde yaşadığın şu dünya sonsuz bir denizin
sonsuz kıyısında bir kum tanesinden
başka bir şey değilsiniz.”
Ben de düşümde şöyle diyorum onlara:
“Sonsuz olan deniz benim; bütün evren gezindiğim
şu kıyıda kum tanesinden başka bir şey değil.” (s.2)

Hatırlama, bir buluşma biçimidir. (s.6)

Yedi kez aşağıladım ruhumu:
Birincisi, yükseklere ulaşmak için, onun
itaat ettiğini gördüğümde.
İkincisi, sakatlar karşısında topallıyormuş gibi
yaptığını fark ettiğimde.
Üçüncüsü, kolaylık ve güçlük arasında seçim yapıp
kolaylığı seçtiğinde.
Dördüncüsü, bir hata yapıp başkalarının da hata
yaptığı düşüncesiyle avunduğunda.
Altıncısı, kendi maskelerinden birinin söz konusu
olduğunu anlamadan bir yüzün çirkinliğini hor
gördüğünde.
Ve nihayet yedincisi, bir ilahi okuyup bundan bir erdem
sahibi olduğunu sandığında. (s.9)

Sen sarhoş olmak için şarap içiyorsun. Bense şu öteki
şarabın sarhoşluğunu gidermek için içiyorum. (s.12)

Başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şeyde
değil, açıklayamadığı şeydedir.
Bu yüzden, onu anlamak istersen, söylediğine değil,
söylemediğine kulak ver. (s.12)

Hakikat, bilinmeli her zaman, ama arada bir
dile getirilmeli.(s.14)

Kış “İlkbahar, benim kalbimde” deseydi, ona kim
inanırdı? (s.15)

Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir
yaradan ya da gülümseyen bir ağızdan yükselen bir
şarkıdır. (s.20)

Nasıl şarkı söyleyebilirsin, ağzın ekmek doluysa?
Dua etmek için elini nasıl kaldıracaksın,
avuçların altın doluysa? (s.23)

Her erkek iki kadın sever:
Biri onun hayal gücünün yarattığıdır,
öteki henüz doğmamıştır. (s.28)

Sırtını güneşe çevirirsen,
gölgeni görebilirsin ancak. (s.31)

Lütfen, kendi kusurlarını sonradan edindiğin
erdemlerin altında gizleme.
Ben bu kusurları tercih ederim;
benimkilere benziyorlar. (s.37)

Gerçekten adil olan, kötülüklerin yarı suçunu
kendinde bulan kişidir. (s.38)

Hapishaneye gönderilen bir insan gördüğünde,
içinden şöyle de:
“Belki daha sıkı bir hapishaneden kurtuluyor.”
Ve sarhoş bir adam gördüğünde,
şöyle düşün
“Belki daha kötü bir şeyden kurtulmaya çalışıyor.” (s.40)

Senin kalbindekini almak için, cebindekini sana
vermeye çalışan, ne kadar da kördür. (s.43)

Katil olmamak, katledilenin şerefidir. (s.47)

İnsanlar arasında en acınası,
düşlerini altına
ve gümüşe dönüştürenlerdir. (s.48)

Senin bildiklerinle kendimi doldurmak zorunda
olsaydım, bilmediğin şeyler için yer kalır mıydı? (s.57)

Sadece ışığın gösterdiği şeyi görüyor ve
sadece sesin duyurduğu şeyi duyuyorsan,
o zaman, aslında, ne görüyor
ne de duyuyorsun demektir. (s.58)

Bekleyiş zamanın takozudur. (s.76)

Kaynak
Halil Cibran