Hiç Kimseye Ağıt

Şahsi bir mesele değildi benimki, ben hiç kimseyi önemsemiyorum ve seni de en az hiç kimse kadar önemsiyorum. Hayır hayır cümlelere darılman yersiz. Darılırsan da senin bileceğin iş. Hiçlik içinde hiçlik hiç koyar mı insana? Hiçlik sıfır mıdır? Somut mu soyut mu? Matematiksel bir denklem kurmak için kasmayacağım, aynı zamanda kelimelerle tanım yapma gafletinde de bulunmak haddim değil. 29 harfle insan anlatamıyor işte her bir haltı. Darılıp da gidiyordun en son ve ben her zamanki vurdumduymazlığımla veda bile etmiyordum. Vedaları sevmem, çok gemi kalktı bu limandan; göreve gidenlere hep kuru vedalar ettim, koyup gidenlere hiçbir şey diyemedim. İnsan hiç “gitme” demek istediği birine “güle güle” diyebilir mi? Olsa olsa yok sayar onu, ya da öyle olduğunu varsayar. Sen hiçsin ve ben hiç kimseyi umursamam.

Hiçlik koyar mı insana, nihilist ve varoluşçu bir felsefe tembellerin, aymazların, vurdumduymazların teselligâhıdır değil mi? Değil işte. Hiç sıfırdır ve etkisizdir savı asıl tembellerin işidir. Matematik güzel ilimdir, bir sayıyı hiçlikle çarptın mı? Sonu hiç çıkacaktır, çarpım yapmak için uğraşma boşuna. Bir düzen yıkılacak, bir enkaz oluşacak ve altında insanlar hiç olacaktır. Midendeki hiçliğin ağırlığı başını döndürmüştür illa ki. Tok olmak kolay şeydir, kışı bahara bile çıkarır. Ya aç kalmak yani midenin hiçliğiyle sınanmak? Hiçe, sıfıra, nötre hala etkisiz diyebiliyor musun? İşin var ne güzel; yeri geliyor sızlanıyor, yeri geliyor dert yanıyorsun, ağır geliyor. Peki işsizliğin sıfır noktasıyla mücadele etmeyi denesen ya biraz. Yataktan çıkışlar anlamsız, yatağa girişler çok mu anlamlı? Yediğin yemek, giydiğin kıyafet, yürüdüğün yol hiçliğin çarpımıyla bir bir sıfır oluyor gözünde. Gereksiz ve saçma geldiği için konuşmayı bıraktın sanıyorlar. Oysa içindeki hiçle konuşuyorsun. Sessiz haykırışların içindeki hiç duvarına çarpıp sıfıra evriliyor.

Görüyorum ki gitme hazırlığıdansın daha ne bekliyorsun? Kuru bir veda mı sulu bir haykırış seli mi? Sarılayım mı? Ne istediğini bilmeden dargın rolü yapıyorsun ama beceriksiz bir figuran gibi görünüyorsun. Sahi bak madem vedaları beceremiyorum o zaman Nazım’dan bir alıntı yapayım “sen de artık herkes gibisin”. Sorsalar insanı kırmadan, argo kullanmadan edilen en iyi küfür hangisidir diye tereddüt etmeden bu alıntıyı paylaşırım. Oysa hiç kimse demem niye koyuyor? Herkes gibi olmak daha mı yeğ? Bakkal Mehmet Amca, dolmuş şoförü Oktay Abi, mahalle zengini Ekrem Dayı aha işte onlarsın. Ne bir önemin, ne bir zaferin ve ne de bir yenilgin var zihnimin karanlık tecrübe kutularında. Ama hiç kimse olmak öyle midir? Ne eşin var ne benzerin. Damağımda bıraktığın tat, tenimin ürpertisi hiçtir ve benzeri yoktur. Cehennemdir belki de cennet.

Kalma git artık; hiçliğimle başladın, herkesle git. Bir hiçim ben, işim hiç, cebimde hiçlik sıkıntısı, kafamın üstünde hiçliğin türküsünü söyleyen mavi bir gökyüzü var. Önemsenmiyorum doğrudur, büyük adam olmayı da beceremedim. Büyük laflar konuşup beyefendi pozlarına giremedim. Köşemde mahzun ve yalnız bir sessizliği seçtim. Hiçliğin yükü çok ağırdı ve bu yükün üstüne herkesin tasasını koymak işime gelmedi.

Şimdi gidiyorsun ya hatta gözlerin bön herkesliğin ışıltısına sahip olduğuna göre çoktan gittin bile. Ben bir hiçi kaybediyorum, sen ise herkesi kazanıyorsun. Kâr-zarar problemlerinde iyi değilim fakat sıfır üstünden % kaç zarar edersen et eline geçen bellidir. Sıfırdır, hiçtir yani kayıp mevzu bahis değildir. Oysa senin herkes üzerinden %1 kaybın bile olsa kâr hanende eksilmeler olacak.

Neyse hadi defol git, n-1 tane daha seni seven var, sevdir kendini. Ben mi? Bir maziyi daha hiçliğimle çarpıp deneyim kefeme koyacağım.