İzmit Ncity Eurimages’e Gitmeyin

Her hafta sinemaya gitmeye azami özen gösteririm. Kayda değer bir film yoksa bile gidip iki saat vakit öldürüyoruz. Genelde konseptini sevdiğimiz Arastapark Cinemapink’i tercih etme yönünde bir eğilimimiz olmasına rağmen 20 Nisan günü seans saatleri uymadığı için bu haftalık istemeye istemeye İzmit Ncity Eurimages’i tercih ettik. Mübalağayı seven biri olarak hiçbir abartı olmadan söyleyebilirim ki sinemaya giderken bir ayağımız ileri giderken diğeri geri gidiyordu. Daha önce birkaç kez gittiğiniz ve hiçbir şekilde memnun kalmadığınız bir yere gitmek zorunda olduğunuzu hayal edin, o an cereyan eden duygu yoğunluğu tam olarak şu an hayal ettiğinizin gerçekleşmiş haliydi.

Firmalar hakkında tecrübelerden oluşan başka yazılarım da var ama hiçbirinin başlığı bunun kadar net değil. Gitmeyin arkadaş, paranızla rezil olmayın. Gelelim 20 Nisan gününe.

1. Bilet Seçimi İçin Ekran Yok

Şaka gibi ama gerçek. Film için bilet alacaksınız ama aldığınız biletin nerede, hangi sıraya tekabül ettiğini göremiyorsunuz. Bilet satan kişi MÖ 2000 yılından kalma teknolojiyle sizi yönlendiriyor. Teknolojiyi tahmin etmek zor olmasa gerek: konuşma. Hasbel kadar bilet almayı başarabildik, tabi bu kadar teknolojiden mahrum bir şekilde alınan biletin lokasyonu bizi ne kadar memnun edebilirse oturduğumuz konum o kadar memnun etti.

2. Bilet Satan Kıza Gülme Yeteneği Bahşedilmemiş

Biletçi kız anasının karnından çıkar çıkmaz öyle güzel ağlamış olmalı ki rabbim kızın ağlamasına hayran olmuş “sen hep ağla, hiç gülme” diyerek bütün gülme yetilerini almış. Gel zaman git zaman büyüyen hanım kızımız “bu ne abi hep ağla, hep ağla” diyerek Allah’a karşı gelmiş ve büyük bir irade göstererek ağlama filine son vermiş, son vermiş son vermesine ama doğuştan gelen bir gülme yeteneğine sahip olmadığı için de somurtuk bir yaşam sürdürmeye başlamış. Allah’a karşı geldiği için taş olan kızımıza üzülüyoruz ama onu oraya oturtan ve müşteri memnuniyetiyle ilgili zerre kadar kaygısı olmayan İzmit Ncity Eurimages yönetimini de esefle kınıyoruz.

3. Her Şeyin Olduğu Gibi Bilet İstemenin de Bir Adabı Var

Biletçi hanım kızın gazabına uğramadan biletleri alıp sinemaya giriş yapabildik. Malum her sinemada olduğu gibi bu sinemada da biletleri kontrol eden görevli karşıladı bizi. Arkadaş gayet iyi bir şekilde “Captan America hangi salonda” diye doğal ve olması gereken bir soru yöneltti, gelen cevap işletmecilik tarihine kara bir leke olarak geçmeli: “Önce biletler!”. Şimdi arkadaş at hırsızına benziyor olsak “tamam abi adam haklı, şüphelendi bizden. Belki kaçak giriyoruz” diyeceğim de gayet eli yüzü düzgün 4 kişiydik. İnanmayana yandaki fotoğrafımı delil olarak sunmak istiyorum. Birebir müşteriyle irtibata geçerek firmayı temsil eden kişileri bu kadar kaba saba bireylerden seçmek çok zor bir süreç olmalı. Hiç mi güler yüzlü personel olmaz? Belki bunun başka nedenleri vardır ama personel memnuniyeti ve tavrı hakkında derin araştırmalara girmek müşteri sıfatı taşıyan birinin görev ve sorumluluğu değil.

 

4. Dışarıdan Yiyecek-İçecek Sokmak Yasak Olabilir Yalnız Bu Müşteriyle Döver Gibi Konuşabileceğin Anlamı Taşımaz

Başlığın uzunluğu konusunda sizinle hem fikir olmakla birlikte şaşkınlığımı gizleyememenin aptallığı içerisindeyim. Nasıl bir duygu yoğunluğu içerisindeysem artık. Sinemaya gitmeden önce her Türk genci gibi yemek ihtiyacımızı karşılamak maksadıyla sevdiğimiz ve tavuğundan memnun olduğumuz bir mekana oturduk. Rahat rahat yemeğimizi yerken seans saatinin yaklaşmasının yaratmış olduğu farkındalıkla menümüzü hızlıca bitirip sinemaya doğru yol aldık lakin arkadaşın biri kolasını bitiremediği için yanına aldı. Tam biletçiyi geçtik artık suratsız bir çalışanla karşılaşmayız rahatlığına eriştik derken başka suratsız bir çalışan “o kolayı at, içecek getirmek yasak” dedi. Ringde sürekli yumruk yiyen boksörler gibi olduk. Bir o taraftan vurdular, bir bu taraftan. Öyle afallamış vaziyetteyiz ki sesimizi çıkaramadık. Arkadaş EMRİ yerine getirdi ve kolayı çöpe attı.

5. 3D Gözlüğü Güneşli Havalarda Takmak İçin Aldık

Yukarıda bahsi geçtiği üzere Captan America filmine girmek için sinema yolunu tutmuştuk. İnternetten gördüğümüz kadarıyla gösterimde olan salonların tamamına yakını 3Dydi. Adını rahmetle andığım sinemaya gideniniz varsa bilirsiniz, 3D gözlük tahsis edilmiyor ve büfeden 3 TL karşılığında almanız isteniyor. Biz de 4×3 = 12 TL kara geçmek amacıyla daha önce almış olduğumuz gözlükleri yanımızda götürdük ama gelin görün ki bizim sinemamızda oynayan film 3D değilmiş. Gözlükleri boşu boşuna kendimize yük etmenin derin kederiyle boğuşurken bir başka suratsız görevli “gözlük niye aldınız ki?” diye kızdı. Evet gerçek anlamda kızdı. Biz artık öyle bir ruh haline girmiş bulunduk ki “abi ne olur kızma” sözcükleri boğazımızda düğümlendi. “Hava güneşli lazım olur diye aldık” demedik, diyemedik. Şu satırları yazarken duyduğum pişmanlık duygusundan ötürü sol yanım sızlıyor.

6. Tuvalet Bir İşletmenin Aynasıdır

İşletmenin yaptığı işe ne kadar saygı duyduğunu tuvaletinden anlayabilirsiniz. Özene bözene yapılmış bir tuvalet işletmenin işin her ayrıntısını önemsediğini gösterir. Müşterisini önemsemeyen bir yerin tuvaletini önemsemesi de pek beklenmez. Tuvalet daracık, pisuvar sayısı yetersiz ve içeride ağır bir koku var. Bok kokusu değil ama burun tırmalayan, irite eden bir koku. En çok takıldığım nokta ise fotoselli muslukların olmayışı. “Ulan sanki kendi evinde var fotoselli musluk” dediğinizi duyar gibiyim. Doğru evimde standart bataryalı musluklar var ama evim umuma açık bir işletme olmadığı gibi evimdeki musluklara dokunan kişi sayısı bir eldeki parmakların sayısını nadiren geçer. Yani gayet hijyenik bir durum.

7. Sonunda Salondayız

Bilet alma işlemiyle başlayan sinir harbinin salona girer girmez yerini filmin rahatlığına bırakacağının ümidi içerisinde salona girdik. Girmez olaydık, hayatımda gördüğüm en rahatsız salonlardan biriydi. Türkiye standartlarına nispeten kısa ve zayıf biriyim ama o koltuklara sığamadım. Omzum dar geldi, dizlerim neredeyse ön koltuğa çarpacaktı vs. vs. Koltuğa yerleşebilme kaygısından filmin ilk 10 dakikasından hiçbir şey anlamadık desem abartmış olur muyum bilmem.

Salona girer girmez karşılaştığımız o yoğun kokuyu kayıt altına almadan geçemeyeceğim. Neredeyse filmi izlemeyelim, çıkalım raddesine geldi olay. Yalnız gider bilet ücreti için iade talebinde bulunursak falakaya yatırırlar korkusuyla filmi izlemek zorunda kaldık. Neyse ki insanoğlu bulunduğu ortama uyum sağlama konusunda yetenekli sayılır. Burnumuz bir süre sonra bir şey duymaz oldu.

Velhasıl kelam tüm bu nedenlerden ötürü İzmit Ncity Eurimages sinemasını tercih etmeyin. Yaşadığınız şey film izleme deneyiminden ziyade paranızla rezil olma işi. Üstelik bir filmin 11 TL olduğunu düşünürsek İzmit’in en pahalı sineması!