Kategori: Alıntılar

Garfield Kuralları

Şu Garfield emmi tam benlik abi ya. Küçüklükten beri niye bu kadar sevdiğimi yeni yeni anlamaya başlıyorum. Kendimle özdeşleştirdiğim birçok özelliği var. Kuralları da tam benlik:

Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar, dinlenmek için yaşar.

Madde 2 : Çalışmak yorar.

Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.

Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.

Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.

Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.

Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.

Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.

Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.

Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle.

Bu arada ihtiyar, bütün güvenlik görevlileri ve herhangi bir sebeple uyanan meraklar için, “tifturûnî Halebî bir moruk”tan başka bir şey değildi:
İkindilere kadar berhânesinden çıkmayan, akşamları mendebur bir Karaköy lokantasında, çoğu zaman tek başına ik kadeh rakı içen, sonra da sallana sallana, sarsak evin yolunu tutan varlıklı, bir söylentiye göre de korkunç zenginama komiye veya vestiyere yirmi beş kuruş bahşiş verirken eli geriye giden pinti ve mıymıntı moruğun biri! Sapık mı, ne? çünkü o söylenti de vardı.
Bir vakitler -İsa’nın doğumundan iki yüz seksen yedi buçuk yıl önce- bir “iş”e bulaşmış, ama elleri fena halde yandğı için, köşe bucak, sinmiş.
Daha daha? Görünenin Ardındaki Görünmeyen Kişilik devamı »

Çocuk dediğin; “yapma”deyince yapmaz, “yat” deyince yatar.

Çocuk dediğin; önüne konanı yer, yeni icatlar çıkarmaz

Çocuk dediğin; ders çalışır, dik kafalılık etmez.

Çocuk dediğin; çok soru sormaz, karşılık vermez.

Çocuk dediğin; paylanınca önüne bakar, evi dağıtmaz.

Çocuk dediğin; herşeyi istemez, her duyduğunu söylemez.

Çocuk dediğin; anasından, babasından korkar; “şimdi seni gebertirim” denince suspus olur.

Çocuk dediğin; her önüne gelenle oynamaz, büyüklerin vurduğu yerde gül biteceğini bilir.

Çocuk dediğin; verilen öğütlerin dışına çıkmaz, ağaca da çıkmaz, kapının önüne çıkar.

Çocuk dediğin; durmadan ıslık çalmaz, yemekten önce mandalina yemez.

Çocuk dediğin; hep top peşinde koşmaz, kuş peşinde de koşmaz, kız peşinde de koşmaz.

Çocuk dediğin; büyüklerin bir dediğini iki ettirmez, zırtpırt televizyonu açmaz.

Çocuk dediğin; söylenen işten kaçmaz, anasının babasının odasını açmaz, kapı çalınınca, koşup kapıyı açar.
Türk Usulü Pedagoji devamı »

Marka ve İmza

Marka giymenin hususi değil umumi bir şey olduğunu; marka ve imzanın iki ayrı zihniyeti temsil ettiğini söylesem.
Zevki olanların terzisi olduğunu desem. Terziler birer sanatkârdır ve imzaları vardır değil mi?
Oysa marka kolektif bir çabanın ürünüdür. Aslına bakarsan o da bir nevi konfeksiyon. Marka sahibi şirket, markalı pantolonu giyen erkeği veya marka parfüm sürünen kadını bütün dünyadan devşirdiği sürüsüne katıyor. Marka ve İmza devamı »

İnternet-Tr