Olmuyor
Bir bardak hiçbir zaman
Hakkıyla dolmuyor
Bir gül ne soluyor ne de solmuyor
Çay hep biraz yarım ayrılıyor

Gecelerin karanlığında hep biraz
Beyaz
Oysa vardır her ayazda
Biraz gün sıcağı

Bir bülbülü nasıl öldürmeli insan
Nasıl tutmalı bir gülü
Avuçlarını kanatmadan

Ne demeli
Neyi söylemeli
Kalemin bitmeye yüz tutmuşken
Tutup da yeni kalemle mi başlamalı
Yenisi göz kırparken
Kalemle yutmalı mı sonrakileri

Kışın ahengine mi katmalı
Kaçışı
Yoksa hayat şarkısına itip
Yazı mı düşünmeli

Ölmüyor
İnsan isteyince
İki kelimeyi
Yan yana yazınca
Üçüncüsü hep yetim

Her kararda vardır bir
Kudret
Her külde vardır bir
Hasret
Bazen oduna, çoğunlukla sobaya

Bir damla kan
Gözünden akan
Parçalamaya yetmezdi
Benim için olmasa

Her adımda vardır bir
Hayret
Her hayırda vardır bir
Çile
Her hüzün bulutu biraz
Tevekkül yüklüdür

Dündü sıcaktın, sıcacıktın
Belki evreni ısıtmaya yetmeyecektin
Küresel ısınmaya da sebep değildin
ama dündü
ve sıcacıktı

Göz pınarların bir çöle
Yaşam vermeye muktedir olmasa da
Bir çölümü beslemişti
Üstelik dündü

Daha demincekti anarşik duruşun
Yakıp yıkmaya meyilliydin
Topluma değildi isyanın
Bir verimli ilkbahardın
Baharımdın

Bugünden öncesiydi
Evvelkilerin sonrası, yorgundum
Yormamıştın, dokunmuştum
ama şimdi
Yoksun

Ansızdı, zamansız
Sende anlamını yitirmişti
Saat, gün, ay

Dünümdün
Yarınım olmaya adaydın
Bugünüm oldun
Tekrarından sıkılmayacağım
Bestemsin, sol yanımda

Zarafetinle serviler kıskandıran
Zaruretimsim
Geleceğe imrendiren

Söz gelimi
Bir gülü sevmek istiyorum
Bağrıma basa basa
Saklısını okşaya okşaya
Dikeniyle ağlatmasaydı

Bir uzak iklimin
Isınmaya başlayan ilkbaharında
Yağmura yakalanma korkusu olmadan
Yağmur olmak vardı
tüm bereketimle

Seke seke gittiğim yollarda
Seve seve düşmenin arzusu
Susamış gönüllere

Bir katrede ummandım
Sınırlarım ummadığım diyarlarda
Derinliğim bilmediğim diplerde
Bittiğinde
Korkmadım korkmalıymışım

Söz gelimi
Bir yorgun olmak isterdim
Bıkmışlıkları tüketen
Bir uzun romanın kahramanı

Gide gele düşe kalka
Normali unuttum
Öpe koklaya mı sevmeli insan
Gidip de gelmeyerek mi
Ya da gelip gelip giderek
Tecrübe heybeme kattım

Alternatifler artmalıydı
Gitmekle kalmanın yanına
Giderken kalmayı eklemeli insan
İnsan eklememeli yaşamalı

Söz gelimi
Dingin ölmek isterdim
Bu kadar huzur fazla
Olmalı son sözüm
Olmamalı son sözüm
Habersiz kapanmalı kapaklar
Aniden sönmeli ışıklar

Yalan yanlış ayrılardan
Sıkıldım gayrılardan
Dilimin pili bitti
Bitimin ruhu gitti

Gittim gidilmedi
Geldim övülmedi
Kaldım öldüm
Öldüm öldüm dirildim

Yazılanlar yazılmıyordu
Hislerin aynası
Hokkabazın şapkası
Sihrini kaybetmişti

Var yoktu
Yok yoldu
Yol boldu
Yorulmuştum

Bir sigara yakılmalı
Gözyaşı katılmalı
Bahanesine dumanının

Bir dirimin
Cansız nefesinde
Özgür bir bülbül olmalı insan
Altın kafesinde

Bir yel esti teninden
Kokunu getirmeye yeminli
Tel tel döküldü zülüflerin
Okşanmamış yerinden

Güz güneşi gülüşünde
Acı çekiyordu apansız
Son yaprağın soluşu
Amansız yokluğundan
ya da çaresiz

Abeceler seni yazmak için
Elifle başlamıyordu artık
Aynın kederi itilmişlikten değil
Aynının nuruna varamamaktan

Düzen yıkıldı
Kanunlar bozuldu
Doğruyla yanlış manasını kaybetti
Mülteci uykularında

Derin bir kuyunun
İniltili bir karasında
Suyun müjdecisiydin
Tüm susuzlara
Belki bir tekine