Sanırım şu meşhuur film botunun akıbetiyle ilgili bir yazı yazmadım. Üzgünüm bot patladı. Hani patlamazdı? Evet patlamazdı ama sahibi botu patlattı. Özellikle Facebook’un son video güncellemelerinden sonra bununla ilgili çok soru geldi ki bıkkınlık derecesine ulaştı. Israrla Msn’den sormayın başka yerden sormayın dememe rağmen onlarca kişi ekledi ve açık açık diyorum rahatsız etti. Ne yazık ki ben de tam Kpss moduna girdiğim için ne botla ne de milletle ilgilenebildim ve en güzel şeyin botu kapatmak olduğuna karar verdim.
Aklıma Gelmişken: Film Botu devamı »
Marka giymenin hususi değil umumi bir şey olduğunu; marka ve imzanın iki ayrı zihniyeti temsil ettiğini söylesem.
Zevki olanların terzisi olduğunu desem. Terziler birer sanatkârdır ve imzaları vardır değil mi?
Oysa marka kolektif bir çabanın ürünüdür. Aslına bakarsan o da bir nevi konfeksiyon. Marka sahibi şirket, markalı pantolonu giyen erkeği veya marka parfüm sürünen kadını bütün dünyadan devşirdiği sürüsüne katıyor. Marka ve İmza devamı »
Uçurum?
Umut?
Kaygı?
Aşk?
Ya da hiçbirisi bildiğin boşluk işte. Her gün yataktan amaçsız kalkışlar. “Ne yapacağım ki kalkıp yarım saat daha yatayım” diye diye yatakta akşam edişler.
Kitap okuyayım iki satır
–Oku oku nereye kadar okudun da ne oldu?
Bari tv izleyeyim
–Aptal kutusu, hep aynı şeyler, hep aynı yüzler
Bilgisayarı açayım işler bekliyor
–Ne işi senin işin ne? Yazılımcı mı olacaksın yoksa daha bir halt olmaya aday adayı değil misin?
Bir kedim bile yok anlıyor musun?
–Hayır anlamıyorum, sen kedileri sevmezsin ki zaten. Kız arkadaşın olsun mu?
Boşluk devamı »

